ORADA BİR KÖY VAR, GİDELİM!

ORADA BİR KÖY VAR, GİDELİM!

Farkında mısınız? İnsanlar artık kentlerden kıra göç etmeye başladı. Herkesin kendine göre farklı sebepleri var.  Bazılarımız kentin getirdiği stres ve kargaşayla ortaya çıkan sağlık sorunları ile göç ederken, birçoğumuz ise ekonomik sebeplerden dolayı, azınlığı oluşturan bir grup ise yaşam tarzını değiştirmek için göç etmektedir.

Biz bu duruma tersine ‘Tersine Göç’ diyoruz. Teknolojik gelişmelerle birlikte son yıllarda ağırlık kazanan tarımsal ve kırsal alanı destekleme projeleriyle az gelişmiş bölgelerin kalkınma göstermesi ve tarımda yeni istihdam olanaklarının ortaya çıkması, sürdürülebilir büyüme gibi nedenler kentten kıra göçü büyük ölçüde etkilemektedir.

TÜİK verilerine baktığımızda özellikle İstanbul 2015 yılına kadar her yıl göç alan bir il olduğunu görüyoruz. Son yıllarda ise bu fark kapanmaya başlıyor ve ilk defa 2015 yılında İstanbul’dan gidenlerin sayısı gelenleri geçiyor.

2015-2016 dönemi gelen kişi sayısı: 369.582, giden kişi: 440.889

2016-2017 dönemi gelen kişi sayısı: 416.587, giden kişi: 422.559

2017-2018 dönemi gelen kişi sayısı: 385.482, giden kişi: 595.803

Bu durumun ortaya çıkmasında 2008 yılında tüm dünyada görülen ekonomik krizinde önemli etkisi olmuştur. Krizle birlikte birçok insanın işsiz kalması, yeni bir iş bulamaması, güvencesiz ve düşük ücretlerle çalışma göç akışında tersine yaşanan bir hareketliliği doğurmuştur. Bu durumu gören devlet ise sağladığı sanayi yatırım teşvikleri ve diğer politikalar sonucunda tarımsal gelir ve istihdam artışı bölgesel kalkınmada büyük etken olmuştur.
Bu teşviklerin bazıları İstanbul Belediyesi’nin yürüttüğü “İstanbul’dan Tersine Göç” projesidir. Proje kapsamında İstanbul’a çeşitli nedenlerle gelmiş ancak ekonomik şartlardan dolayı geçim sıkıntısına düşüp memleketine dönmek isteyen ancak ekonomik gücü olmadığı için dönemeyen kişilere yardım etmektedir. Bir diğeri ise kırsalda üretim yapmaya yönelmek isteyen genç çiftçilere devletin kurumları tarafından sağlanan desteklerin çok büyük katkısı bulunmaktadır.

Kırsal alanda gerçekleştirilen ve özellikle organik üretimi destekleyen bu girişimler, insanları köylerine ve üretmeye davet etmiş aynı zamanda özellikle atalık tohumların ve yöresel ürünlerin sürdürülebilirliğine önemli katkılar sağlamıştır. Nesilden nesile aktarılan bu öğretiler; çağın modernizmi ve teknolojisi ile de birleşince, yeniden kırsal alana dönmek ve üretmek fikri, yeni nesil için cazibesini arttırmıştır.

Sağlıklı gıda, sağlıklı toprak ve iyi tarım uygulamalarıyla mümkün olabileceğinden; her geçen gün etkileri daha fazla hissedilen iklim değişikliği ve doğal varlıkların tüketimi, üretimi ve kalkınmayı daha da zorlaştırmaktadır. Başarılı kalkınma programları ve doğru desteklerle insanların yeniden üretime yönlendirilmesi, tüketim toplumundan üretim toplumuna geçişin hız kazanmasına ve kırsal alanda sürdürülebilir yaşam girişimlerinin sayısının artmasına neden olacağı düşünülmektedir. Bu sayede ekoloji ve ekolojik sistemlerin üretkenliğini, süreç ve fonksiyonlarını gelecekte de sürdürebilme kabiliyeti olarak algılanmakta olan sürdürülebilirlik; doğanın sağladığı kaynakların kendi kendine yenilenebilme ihtimallerine imkân sağlayacak hızda kullanılmasıyla sağlanabilir. Bununla birlikte gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarını karşılayarak sürdürülebilir kalkınmanın bir parçası haline geliriz.

Sürdürülebilir bir yaşam için siz ne zaman adım atacaksınız?

Özlem ŞAHİN
Sosyal FABRİKA

Hayalinizdeki projeleri gerçekleştirelim