Hala bilmeyenler için ''İstanbul Sözleşmesi ile ilgili detayları'' Gizem Akarsu yazdı...

Hala bilmeyenler için ''İstanbul Sözleşmesi ile ilgili detayları'' Gizem Akarsu yazdı...

#İSTANBULSÖZLEŞMESİYAŞATIR

Kadınla erkek arasında çağlardır devam eden eşitsizliğin bir yansıması olan kadına yönelik şiddet; ağır bir insan hakkı ihlali ve ciddi bir toplumsal sorun olarak kültürel, ekonomik, coğrafi sınır tanımaksızın tüm dünyada varlığını sürdürmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (2013), dünyada her üç kadından birinin ya partneri tarafından fiziksel ve/ veya cinsel şiddet gördüğünü ya da partneri olmayan biri tarafından cinsel şiddete maruz kaldığını rapor etmiştir. Bununla birlikte, şiddetle ilgili bazı ulusal çalışmalar % 70’e yakın kadının fiziksel ve/veya cinsel şiddet yaşadığını göstermiştir.

Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayeti vakalarının istikrarlı bir şekilde gerçekleşmeye devam etmesi, şiddeti konu alan hukuki düzenlemeleri bir kez daha gündeme getirdi.  Bu düzenlemelerden biri olan İstanbul Sözleşmesi hala tartışılmaya devam ediyor.

PEKİ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR ?

Tam adı “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”dir. 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılmış, 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İstanbul’da imzaya açılması sebebiyle bu şekilde isimlendirilmiştir.

Türkiye, Sözleşme'yi imzaya açıldığı 11 Mayıs 2011 tarihinde imzalamış, 14 Mart 2012 tarihinde ise onaylamıştır.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN AMACI

Sözleşme’nin 1. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere Sözleşme’nin amacı;

  • Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak,
  • Kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dâhil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak,
  • Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak,
  • Kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak,
  • Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamaktır.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KİMLERİ KAPSIYOR?

Sözleşme’nin ana odağı kadınlar ve kız çocukları olmakla birlikte; ev içi şiddet kapsamına kadın erkek fark etmeksizin yaşı ne olursa olsun herkesin girebileceği söyleniyor. Ancak Sözleşme’nin yaşlı ya da yetişkin erkekler dahil ev içi şiddet mağduru diğer gruplara uygulanıp uygulanmayacağı taraf devletlerin inisiyatifine bırakılıyor. Bununla birlikte, ev içi şiddete maruz kalan erkekler ve yaşlılar gibi diğer şiddet mağdurlarının da uygulamaya dahil edilmesi teşvik ediliyor.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN ÖZELLİKLERİ

Özel olarak kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti hedef alan ilk Avrupa sözleşmesi olma niteliğini taşıyan Sözleşme, bugüne kadar Türkiye dahil Avrupa Konseyi üyesi 20 ülke tarafından onaylanmıştır.

İstanbul Sözleşmesi’nin en önemli özelliklerinden biri, kadına yönelik şiddeti bir insan hakkı ihlali ve bir ayrımcılık türü olarak kabul etmesi. Ayrıca İstanbul Sözleşmesi, “toplumsal cinsiyet” kavramının tanımını yapan ilk uluslararası sözleşme olarak da biliniyor. Sözleşme’de, mevcut toplumsal cinsiyet anlayışının kadınlar ve erkekler için toplumsal roller biçtiği kabul ediliyor ve toplum tarafından üretilen bu rollerin kadınlara yönelik şiddette payı olduğu vurgulanıyor. Bu bağlamda “kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet” tanımı ayrıca yapılıyor.

Sözleşme, yalnızca barış dönemlerindeki değil, silahlı çatışma dönemlerindeki ve silahlı çatışma sonrasında devam eden şiddeti de yasaklamaktadır.

Sözleşme, erkeklere ve çocuklara yönelik ev içi şiddetten de söz etmekte ve şiddet mağduru kız ve oğlan çocuklara ilişkin özel düzenlemelere yer vermektedir.

SÖZLEŞME KAPSAMINDAKİ SUÇLAR

Sözleşme taraf devletlere, aşağıda belirtilen davranışlara yönelik cezai veya başka bir hukuki yaptırım öngörmeyi zorunlu kιlmaktadιr:

  • ev içi şiddet (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik)
  • taciz amaçlı takip;
  • tecavüz dahil, cinsel şiddet;
  • cinsel taciz;
  • zorla evlendirme;
  • kadınların sünnet edilmesi;
  • kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama.

Yukarıda belirtilen tüm suçların işlenmesine yardım ve yataklık etmek de İstanbul Sözleşmesi gereğince suç olarak kabul ediliyor. Ayrıca söz konusu suçlar kasten işlendiğinde, suçu işleme girişiminde bulunmanın da suç olarak değerlendirilmesi öngörülüyor.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN DEVLET DÜZEYİNDE TALEPLERİ

(Önleme-Koruma-Yargılama-Bütüncül Politikalar)

  • Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesine yönelik çalışmalar yapılması.
  • Şiddet mağdurlarının korunması.
  • Kadınlara yönelik şiddetin bir suç olarak nitelenmesi ve şiddet uygulayan tarafın yargılanması.
  • Tüm bunların kapsamlı ve koordineli bir şekilde ele alınacağı bütüncül politikalar hazırlanması.
  • Bu amaçlar doğrultusunda kullanılacak yeterli ve uygun finansal kaynakların sağlanması olarak sıralanabilir.

GREVIO TÜRKİYE’YE İLİŞKİN İLK DEĞERLENDİRME RAPORUNU 2018’DE AÇIKLADI

GREVIO, İstanbul Sözleşmesi’nin (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) uygulamasını izleyen mekanizmadır. GREVIO’nun Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin uygulamasını değerlendirme süreci 2017’nin başında başladı ve değerlendirme raporu 15 Ekim 2018’de yayımlandı. Bu süreçte Taraf  Devlet raporunu sundu, devlet yetkilileriyle diyalog yürütüldü, hükümet temsilcileriyle ve alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle görüşmeleri içeren bir değerlendirme ziyareti yapıldı, GREVIO’nun taslak raporuna Taraf  Devlet’in yorumları alındı ve rapor yayınlandı.

GREVIO’nun hazırladığı değerlendirme raporunda, Türkiye’nin sözleşmeyle uyum sağlamak için kanuni düzenlemeler yapması takdirle karşılansa da mağdurların korunması konusunda Türkiye’nin çabasının yetersiz olduğu dile getirildi. Bunun yanı sıra raporda, kamu politikalarının kadına yönelik şiddet üzerindeki etkilerinin bütüncül ve derinlemesine değerlendirilmediği de belirtildi. Ayrıca rapora göre; Türkiye’de kadına yönelik şiddet ile mücadeleyi zayıflatan unsurlardan biri, kadınlara yüklenen annelik ve bakıcılık gibi geleneksel rollere öncelik verilmesi. GREVIO, Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin resmi verilerin bulunmamasına ise ayrıca dikkat çekti.

Sosyal Fabrika Ekibi olarak bizler de  #İSTANBULSÖZLEŞMESİYAŞATIR diyor, gerekli yaptırımların uygulanması hususuna dikkat çekiyoruz.

 

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ TAM METNİ – MADDELERİ (PDF)

GREVIO DEĞERLENDİRME RAPORU (PDF)

 RAPORUN YÖNETİCİ ÖZETİ (PDF)

 

 

                                                                                                                                  GİZEM AKARSU

                                                                         

Hayalinizdeki projeleri gerçekleştirelim