Benim Hikayem -1 Ahmet Burak AKYOL

Benim Hikayem -1 Ahmet Burak AKYOL

Benim hikayem, bir gün okul kantininde yalnız başıma otururken telefonumun çalmasıyla başladı. Arayan kişi gönüllü olarak çalışmak için başvurduğum festivalin görevlisi Mediha’ydı. Heyecanla oturduğum yerden kalktım. Bu cümleyi öylesine söylemiyorum, gerçekten bir güç beni oturduğum yerden kaldırdı ve kantinin içinde herkesin gözünün önünde, muhtemelen yüzümdeki salak gülümsemeyle ileri geri yürüyerek Mediha ile konuşuyordum.

-Evet benim… tabii ki çalışmak isterim… evet müsaidim… tabii, ne zaman isterseniz… Cümlelerini söylediğimi hatırlıyorum. Evet, çok isterdim ve onlar ne zaman isterlerse görüşebilirdik, zira o zamanlar bolca vaktim vardı. Başka yapacak bir şeyim de yoktu. Arkadaşlarıma ulaşamadığını söyledi Mediha, ‘’ben onlara haber veririm’’ dedim, bir sözcü edası ile…

Bu yazıyı neden okuduğunuzu benim bunları neden yazdığımı düşünüyor olabilirsiniz. Sosyal Fabrika’dan yani hikâyenin ilerleyen kısmında geleceğim noktadan (yani gelecekten) kendi alanım olan medya ile ilgili bir yazı yazmamı istendi. Ve bende yazıyorum ama medyaya dair değil, nasıl buraya yazı yazmayı gerektirecek konuma geldiğimi yazmak istiyorum sizlere.

Ben Ahmet Burak AKYOL, Sosyal Fabrika ’da medya yönetimi alanında çalışıyorum. İş tanımımda metin yazmak da var tabii ki, yazı yazıyorum yani, profesyonel olarak bu işi yapıyorum da denilebilir. Şimdi artık beni tanıyor olduğunuza göre yazımıza kaldığımız yerden devam edelim.   

Nerede kalmıştık, ha...! Mediha arkadaşlara ulaşamamıştı, ben tabii ki de ulaştım, hem de ballandıra ballandıra anlattım. Şöyle festival böyle çalışacağız diyerek, birazda sallayarak anlattım olanı biteni. Mediha’nın görüşmek istediğini ama ders saati olduğu için ne yapacaklarını sordum, onlarda ‘’sen gitmek istersen git abi, bizim adımıza da görüş’’ dediler. Bu bahsettiğim arkadaşlar aynı memleketten gelen iki çok yakın arkadaş, Mediha onları ilk aradığında ya gerçekten müsait değillerdi -ki dönmeleri lazımdı, çok döndükleri vaki değildir- ya da yabancı numara diye sallamadılar. Bense bu tür konular da çok hassasımdır. Her çağrı önemlidir benim için. Biz, işte bu örnekte olduğu gibi iki arkadaşımla çok iyi ekip olmuştuk, birbirimizin eksik yanlarını dolduruyorduk. Mediha’ya da söylediğim gibi bende bir nevi ekibin sözcüsü olmuştum. İlerde arkadaşlarımı daha detaylı anlatacağımdan şimdilik çok detay vermiyorum.

Hafta içi bir gün buluşacaktık Mediha ile, okulun merkez kampüsündeki sosyal alandaki bir ofiste beni beklediğini söyledi, fakat ben orayı bilmiyordum, çünkü ben ana kampüste okumuyordum. Artistlik olur diye, bir de geç kalmamak için, bir de yaz günü terli terli gitmemek için ablamın arabasını almıştım. Yeni aldığım, belki daha birkaç günlük olan bilgisayarımda yanımdaydı, (tamamen artistlik amaçlı) belki toplantıda çıkarır bilgisayarıma not alırım düşüncesi ile. Toplantı yapacağımız yeri uzun uğraşlar sonucu nihayet bulabilmiştim. Mediha ile kapıdan girdik. Beni birisi ile tanıştırdı, adını söyledi ama tam anlamamıştım, Selahattin mi dedi, Sebahattin mi, öyle bir şey anladım ama kabalık olmasın diye de tekrar sormadım. Telefondaki görüşmemizde başkanla tanıştıracağım falan diyordu. Bu adam o olmalıydı. Gerçi zayıf, çelimsiz biri gibi duruyordu, tip olarak beni ahım şahım etkilememişti açıkçası. (Umarım burada yazdıklarımdan daha sonra pişman olmam, şimdiden özür dilerim.) Adam konuşmaya başladı, anlattı… anlattı… anlattı… benim hayalini kurduğum ne kadar şey varsa anlattı adam. Film dedi, festival dedi, yanımda yönetmen aradı, kamera dedi, medya dedi, dedi de dedi, ağzından bal damlıyordu sanki, adını tam duyamadığım adamın. Sonra ben konuştum. O yıllarca unutulmayacak, dillere pelesenk olmuş, dilden dile dolaşan meşhur tiradımı attım. ‘’Ben ve arkadaşlarım gerekirse çöp toplarız.’’ İşte o gün Sadettin Bey, Mediha’ya benim anlattıklarımı referans alarak ‘’Burak ve arkadaşlarını medya ekibine yaz’’ dedi. Oysaki daha arkadaşlarımı bile görmemişti. İşte biz buna güven ve inanmak diyoruz. Ben de aradan bir buçuk yıl kadar kısa bir zaman geçmesine rağmen, bugün o güvenin eseri olarak Sosyal Fabrika medya yönetimi adına sizlere bu yazıyı yazıyorum. Adımın o deftere yazıldığı günden beri medya alanında çalışmalar yapıyorum.

 To be cantinued…

 

Ahmet Burak AKYOL

Hayalinizdeki projeleri gerçekleştirelim